>>>>FUTBOLGOL<<<<

* Milli takım
* Futbol
* Süper lig
* Bedava lig tv
* canlı maç izle
* Fenerbahçe
* Galatasaray
* Beşiktaş
* Trabzon spor
* Gençlerbirliği
* Vestel Manisa
* İkinci lig
* Haberler
* Transferler
* Videolar



Süper Lig'de eşcinsel hakem tartışması

Eşcinsel olduğu için askerlik yapmayan hakem, Federasyonun sağlık kaygısıyla aldığı "askerlik yapmayan hakemlik yapamaz" kuralına takıldı. 


İsmi verilmeyen hakemin  hakemin, federasyona başvurusu şöyle:

"Benim aldığım rapor sağlık sorunuyla ilgili değil. MHK'nın kararı, insan haklarına aykırı ve ayrımcılığa giriyor. Yasaların benim gibilerin askerlik yapamayacağını belirtmesinden dolayı, bana verilen hakkımı kullandım. Ama şimdi yasal hakkımı kullandığımdan hakemlik yapamamakla karşı karşıya bırakıldım. Bu da yasalara aykırıdır.

"ORTADA BİR ÇELİŞKİ VAR"

Aldığım raporu, İl Hakem Kurulu'na vermeme rağmen böyle bir karar alınması, raporun dikkatli incelenmediğini göstermektedir. Raporumda yazan psikoseksüelin açılımı eşcinsel olduğumdan ötürü askerlik yapamayacağımdır. Sağlık sorunum yok.

Var olan bir hakkımın bu gerekçeyle elimden alınmasını anlayamıyorum. Üstelik ben bu raporu verdikten sonra bu kurul bana iki aya yakın görev vermiştir. Şu anda ise bana hakemlik yapamayacağım bildirildi. Ortada bir çelişki var. Haklarımın iadesini istiyorum."

KURAL NE DİYOR!

TFF Merkez Hakem Kurulu Hakemliğe Giriş Unvan ve Klasmanlara Ayrılma ile Vize Yenileme Kural, Prensip ve Yöntemleri İç Talimatının 25. maddesi, "Sağlık problemleri nedeniyle askerlikten muaf tutulanlar hakemlik yapamazlar" kuralını getirmiş.

Dünyada yalnızca Türkiye'de bulunan askerlik yapma şartı, 2006'da Mustafa Çulcu döneminde talimatlara eklendi.

İSTİSNALAR DA VAR!

Türlü sebeplerle hakemliğine son verilen isimlerin başında FIFA kokartlı Cemal Gemici geliyor. Konyapsor-Fenerbahçe maçında Nicolas Anelka'nın tartışmalı golündeki hatasından hatırlanan Gemici 4 klasman birden düşürülürken, yine farklı sebeplerle askerlikten muaf olan Murat Şahin üst klasman yardımcı hakemi, Serdar Akçer Klasman yardımcı hakemi, Devrim Deveci de klasman hakemi olarak görevlerine devam ediyor. (Fanatik)

Yorum (yok) Yorum yaz!

F1 güzelleri İngiltere'de nefesleri kesti...

Ferrari'nin Fin pilotu Kimi Raikkonen'in üst üste ikinci birinciliğini elde ettiği İngiltere GP'sini izlemeye gelen güzeller nefesleri kesti.

Raikkonen'in, Magny-Cours yarışından yedi gün sonra Silverstone'da da geçilmeyerek bu sezon üç yarış kazanan ilk pilot olduğu İngiltere'nin Silverston Pisti'inde yarışı yakından takip eden F1 güzelleri büyük yarıştan önce herkesin ilgi odağı oldu.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Brezilyalı yan hakem soyundu kokarttan oldu.!

Brezilyalı yardımcı hakem Ana Paula Oliveira Playboy dergisi için soyununca FIFA'nın hışmına uğradı.


29 yaşındaki Oliveira, güzel fiziğini Playboy dergisine verdiği pozlarla paraya dönüştürmeye kalkınca mesleğinden oldu ve FIFA kokartı iptal edildi.

FIFA'nın, verdiği iç gıcıklayıcı fotorafların ardından "aforoz" ettiği yardımcı hakem Oliveira, verdiği savunmasında ise "Derginin en yüksek satış rakamına ulaşması için destek verdim" açıklamasını yaptı.

Playboy dergisine verdiği pozlar için 225 bin euro alan Oliveira, Brezilya'da yönettiği karşılaşmalarda maç başına 500 euro kazanıyordu.
(Milliyet)

Yorum (yok) Yorum yaz!

Özgürcan'danmüthiş açıklamalar

Galatasaray'ın Kayserispor'da oynayan kiralık golcüsü Özgürcan Özcan'dan müthiş itiraflar!


Antalya'nın Manavgat ilçesinde doğdu ve futbola da orada başladı. Özgürcan Özcan, Fenerbahçe altyapısından aldığı daveti eğitim şartlarında anlaşamayınca reddedip "fanatik taraftarıyım" dediği Galatasaray'a gitti.

Ancak 13 yaşında ailesinden ayrı kalacağını öğrenince hüngür hüngür ağladı. O günleri anlatırken, "İyi ki babam gözyaşlarımdan etkilenmedi ve beni Florya'da bıraktı. Yoksa futbolcu olamazdım" diyor.

Antalyalı olduğunu, çocuk yaşta Galatasaray'a geldiğini ve şimdi de kiralık olarak Kayserispor formasını giydiğini biliyoruz. Bize futbola başladığın günlerden söz eder misin?

Futbola 7 yaşımda Manavgat Belediyespor'da başladım ve orada 6 sene oynadım. Federasyonun Antalya Sorumlusu Orhan Ozan beni Antalya Bölge Karması'na çağırdı. Önce Antalya'da, sonra da Adana'da yapılan seçmelerde 20 oyuncunun arasına girdim. Ancak İstanbul'da yapılan seçmelerde 1987 doğumluların takımına seçilemedim ve Manavgat'a döndüm. Büyük bir hayal kırıklığı yaşarken, o dönemde Fenerbahçe'nin altyapısının başında bulunan Tamer Güney beni aradı ve İstanbul'a davet etti.

Önce Fenerbahçe'ye gittim

Galatasaray'dan önce Fenerbahçe'ye mi gittin?
O telefonu alınca çok şaşırdım. Ama ben koyu bir Galatasaraylıyım ve "Keşke Galatasaray'dan davet alsaydım" diye düşündüm. Yine de babamla birlikte İstanbul'a, Dereağzı'na gittik. Her şey olumluydu ama eğitim konusuna önem veren babam Fenerbahçe altyapısına girersem açıköğretimde okutulacağımı öğrenince vazgeçti. Yine Manavgat'a döndük. İki gün sonra bu defa Galatasaray'dan Ali Yavaş aradı ve beni çok beğendiklerini söyleyip antrenmana çağırdı. Büyük bir şevkle Florya'ya gittim. Antrenmanda da beğenildim. Ali Yavaş, "Özgürcan artık bizim evladımız ve burada kalacak" dedi.

O sırada 13 yaşındasın. Ailenden ayrı kalmaya nasıl razı oldun?
"Burada kalacak" lafını duyunca neye uğradığımı şaşırdım. Çünkü ailemden ilk defa ayrı kalacaktım. Daha sonra babamla bahçeye geçtik ve ona "Burada mı kalacağım?" diye sordum. Babam "Evet" deyince adeta bittim. Kafamı masamın altına sokup uzun süre ağladım.

Baban gözyaşlarından etkilenmedi mi?
Etkilenmedi ama iyi de yaptı galiba. Çünkü geri adım atsaydı belki ben bugün futbolcu olamazdım. Tesislere çıktım ve orada Adana karmasından Kemal isminde bir arkadaşımla karşılaştım. Tanıdık bir yüz görünce biraz sakinleştim. Ertesi gün babam gidince benim endişelerim yine depreşti. Yine ağlamaya başladım, "Burada yapamam, gideceğim" diyordum. Kemal yanıma gelip "Bunlar geçecek, alışacaksın" diyerek beni sakinleştirdi. Bir hafta sonra Antalyalı Cafercan'la karşılaştım. Onun sayesinde ısınma sürecim kolaylaştı ve giderek alıştım. Yıldız takımla Nike Premier Cup'ta Avrupa Şampiyonu olduk ve bir ilki başardık. Ardından Amerika'ya Dünya Kupası'na gittik.

Uçak hayali kurardım, uçaktan inmiyorum

Bunlar birkaç ay öncesinde hayalinde olan gelişmeler miydi?

Değildi tabii ki. Ben Manavgat'ta yaşayan bir çocuktum ve "Ne zaman uçağa bineceğim?" diye hayaller kuruyordum. İstanbul'a da otobüsle gelmiştik. Ama Galatasaray altyapısında oynamaya başladıktan sonra uçaktan inmez oldum. Dünya Kupası'nda da dokuzuncu olduk. 6 maçta 6 gol atıp gol kralı ödülünü aldım ve Nike sponsorluğumu üstlendi. Bu sponsorluk halen sürüyor. Parayla aldığım malzemelere armağan olarak sahip olmaya başladım. Süper Genç Takım'da oynamadan Avdullah Avcı tarafından PAF takımına alındım ve Hagi tarafından da A takım kadrosuna dâhil edildim.

Hagi'nin seni görüp beğenmesi nasıl oldu?
Her hafta A takımla maçlar yapıyorduk. Bir maçta A takıma gol atınca, Hagi beni ikinci yarıda A takımda oynattı. Bir gol atıp bir de asist yaptım. Maç bitince Hagi'nin devre arasında verdiği yeleği iade etmek üzere A takımın soyunma odasına girdim. Hagi orada bana "Sen artık buranın futbolcususun. Bizimle idmanlara çıkacaksın" dedi. O anda dünyanın en mutlu insanı bendim. Ligde değil ama hazırlık maçlarında çok oynadım. Milli maç aralarında Hagi bize hazırlık maçları alırdı. Ben de o maçlarda çok sayıda gol attım.

Bu sezona gelelim. Galatasaray'dan kiralık olarak Kayserispor'a gittin. Bu transferdeki düşüncen neydi?
Başlangıçta gitmek istemiyordum. Çünkü Galatasaray'daki ortam çok farklı. Başka bir kulüpte bocalayabileceğimi düşünüyordum. Ama sezon başından beri çok fazla teklif vardı. Çünkü çok iyi bir kamp dönemi geçirmiş ve hazırlık maçlarının en çok gol atan oyuncusu olmuştum. Zaten sezonun ilk lig maçında da oynadım. Ama transferin bitmesine üç-dört gün kala "Kiralık gitmen iyi olur" dediler. O sırada aceleyle bir kulübe gitmek doğru olmayacaktı. Bu nedenle kaldım. PAF takımda, zaman zaman da A takımda oynadım. Devre arasında Ankaraspor beni çok istiyordu. Volkan ağabey de orada olduğu için benim de aklıma yattı ancak onlar beni bonservisimle transfer etmek amacındaydı. Galatasaray ise buna yanaşmadı. Ardından Vestel Manisaspor'dan teklif geldi ama o da benim içime sinmedi.

Neden sinmedi? Halbuki Arda geçtiğimiz sezon orada patlama yapmıştı ve Ersun Yanal da genç oyunculara şans tanıyan bir teknik adam olarak biliniyor.
Ersun Hoca'nın gençlere verdiği önem tartışılmaz ama içime bir şeyler doğdu işte. Sonrasında Kayserispor'dan gelen teklif üzerine Uğur Uçar'la konuştum. Ertuğrul Sağlam'ın orada olması, Genç Milli Takımlardan arkadaşlarımın o kadroda bulunması ikna olmamı sağladı.

Kayserispor'da kendimi buldum

Peki, "İyi ki Kayserispor'a gitmişim" diyor musun?

Elbette. Çünkü Kayserispor'da oynama şansı buldum. İlk maçıma kupada Karşıyaka müsabakasıyla çıktım. Maç 2-0'dı ve inanılmaz bir gol kaçırdım. Eğer o golü atsaydım gruptan çıkacaktık. Benim için kötü bir başlangıç olduğunu düşündüm. Ardından Trabzon deplasmanında maç 0-0 giderken hocam ısınmamı isteyince heyecanlandım. Oyuna girdikten sonra bir penaltı kazandırdım. O maçtaki performansım Karşıyaka maçındaki kötü başlangıcı unutturdu. Ardından Ankaragücü maçında iki, Sakarya maçında bir gol attım. Yani Kayseri'ye gelmek benim açımdan iyi oldu.

Aslında Kayserispor'da işin çok da kolay değil. Gökhan banko oynuyor, partneri olmak için üç oyuncu çekişiyorsunuz.
Evet, ben, İlhan ve Iglesias, Gökhan ağabeyin yanında oynamak için mücadele ediyoruz. Ama Kayserispor'a giderken bunu sorun etmedim. Çünkü Galatasaray'da da Türkiye'nin en iyi dört forveti vardı. Bir de Ertuğrul Hoca her maçta rakibin özelliğine göre üçümüzden birine görev veriyor. Biz de bu durumun farkındayız ve hiç kimse yedek beklemeyi sıkıntı yapmıyor. Eskiden "Niye oynamıyorum?" diye dert ederdim. Kayserispor'da ise bir hafta hiç oyuna alınmazken ertesi hafta ilk onbirde çıkabileceğimi biliyorum.

Senin ünlü bir Fair Play ödülün var. PAF takımında elinle gol attıktan sonra hakeme gidip itirafta bulundun ve golü iptal ettirdin. Bu nedenle de önce Türkiye'de, sonra da dünyada yılın Fair Play ödülünü aldın. O gollü attıktan sonra kafandan neler geçmişti?

O andaki ruh halim bunu yapmamı gerektiriyordu. Golü attım ama sonra hakeme gidip, "Ben elimle attım" dedim.

Her şart altında aynı şeyi yapar mısın? Mesela bir Galatasaray-Fenerbahçe maçında bile?..
Bu bir vicdan meselesi ve yaparım diye düşünüyorum. Ama Fenerbahçe ile oynuyorsunuz ve dünyanın en önemli derbilerinden bir tanesi bu. O nedenle "mutlaka yaparım" diye kesin bir cevap veremiyorum.

Rakibine dirsek atacak oyuncu değilim

Fair Play ödülünü aldıktan sonra bir başka olay daha yaşadın. Topsuz alanda rakibine dirsek atmaktan dolayı 3 maç ceza aldın. İkisi pek bağdaşmıyor gibi geldi bana.
O pozisyonun dirsekle ilgisi yoktu. Antalyaspor PAF takımıyla oynuyorduk. Bir pozisyonda arkadaşım taç atışını bana doğru kullandı, pozisyon almak için iki kolumu açtım ama sağ dirseğim arkamdan gelen rakibimin yüzüne çarptı. Yere düşünce hemen eğildim ve "Bir şeyin var mı?" diye sorup özür diledim. Antalyaspor yedek kulübesindekiler "Dirsek attı" diye bağırınca hakem de kırmızı kart gösterdi. Ama ben rakibine bilerek dirsek atacak bir oyuncu asla değilim.

Hakan Şükür de Ümit Karan da seni veliahtları olarak ilân etti. İkisi farklı tipte oyuncular. Sen oyuncu özelliklerinle hangisinin veliahdısın?
Evet, ikisi de farklı tipte oyuncular. Hakan ağabey pivot santrfor, Ümit Karan ise bir striker. Ben kendimi ikisinin ortasında görüyorum. Hakan ağabeyin kafa toplarında üstünlüğü ve gol vuruşları, Ümit ağabeyin de özel gol vuruşları var. Ama elbette tartışmasız Hakan ağabey Türkiye'nin en önemli golcüsü.

Peki, senin başlangıçtaki futbolcu idolün kimdi?
Galatasaray'a gelmeden önce kafamda hep Hakan ağabeyin hayali vardı. Odamda onun posterleri asılıydı. Çocukken çok fazla hayal kurdum. "Bir gün Galatasaray'da oynayacak mıyım, ben de bu oyuncular gibi birisi olacak mıyım?" diye düşünürdüm. Bir gün bir de baktım Hakan ağabeyle yan yana soyunuyorum. İlk karşılaştığımızda çok heyecanlanmıştım. Daha sonra yakınlaştık. Evine yemeğe, kahvaltıya gidiyordum. Diğer genç arkadaşlarla birlikte yazlığına gidiyordum. Sonra da Hakan ağabeyin oda arkadaşı oldum.
Bu oda arkadaşlığı tercihlerini kendiniz mi yapıyorsunuz?
Evet, Hakan ağabey beni oda arkadaşı olarak istedi. Sürekli muhabbet ederdik. Düşünsenize, Hakan Şükür'le beraber kalıyorsunuz, yani dünyanın en çok tanıdığı Türk'le. Kongo'da bile tanınan bir insan. Ona futbolla ilgili birçok soru soruyordum ve o da bana yardımcı oluyordu. Gelişmemde çok büyük katkısı var. Ümit, Necati ve Hasan Kabze ağabeylerimin de katkıları var. Onların sayesinde bu noktaya gelebildim.

Pozisyonlara takılıp kalıyorum

Kendinle baş başa kaldığında futbolcu özelliklerini tartışır mısın? Neleri iyi yapıyorsun, hangi noktalarda eksiklerin var?

Çabukluk yönünden eksiklerim var. Pozisyonlara çok fazla takılıp kalıyorum. Mesela bir gol kaçırdığım zaman o pozisyon sürekli kafamda oluyor. Maç boyunca kendimi yiyorum. Bu takıntıyı mutlaka yenmem lazım.

Gelecekle ilgili hedeflerin neler? Mutlaka Galatasaray'a dönmeyi düşünüyorsun ama sonrası için planların neler?
Galatasaray'ı çok seviyorum ve oyuncusu olmaktan öte taraftarıyım. O takımda oynayabileceğimi de çok rahatlıkla söylüyorum çünkü kendimden eminim. Uzun yıllar Galatasaray'a hizmet vermek, başarılar elde etmek ve sonra da kulübüme para kazandırarak İngiltere Ligi'ne gitmek istiyorum. Mutlaka büyük takımda oynama takıntım yok. Premier Lig'den herhangi bir takım da olabilir. Koyu bir Manchester United taraftarıyım. Chelsea'yi sevmesem de golcü olarak Drogba'yı beğeniyorum.

Avrupa hayallerin uzun vadeli planlar mı? Yoksa mesela önümüzdeki sezon Galatasaray'a döndüğünde bir teklif gelirse hemen gider misin?
Önce Galatasaray diyorum ama Avrupa'ya da en erken şekilde gitmek istiyorum. Birinci hedefim Galatasaray, ikinci hedefim A Milli Takım, sonrasında da İngiltere Ligi.

Kayseri'deki hayatından söz eder misin biraz? Futbolun dışında neler yapıyorsun orada?
Hayatım iyi geçiyor. Antrenmanın ardından ben, İlhan ve Uğur, Ümit Aydın ağabeyin evinde toplanıyoruz. Ümit ağabey ve eşi bizim anne-babamız gibi. 24 saatin büyük çoğunluğunu orada geçiriyoruz. Ev yemekleri yiyoruz, Ümit ağabeyle iddialı playstation maçları yapıyoruz ve genellikle ben yeniyorum. Tabu gibi değişik oyunlar oynuyoruz. Birlikte geziyoruz, sinemaya gidiyoruz, müzik dinliyoruz. Rock hariç her türlü müziği dinliyorum.

U19 Takımı'nda oynuyorsun ve bir yandan da Ümit Milli Takım'a çağrılıyorsun.
Fiziğim gelişmiş olduğu için çocukluğumdan beri hep bir üst kategoride forma giymeye alışkınım. Avrupa Şampiyonu olan U17 Milli Takımı'yla birlikte ay-yıldızlı formayı giymeye başladım. Daha sonra dünya dördüncüsü olan kadroda da yer aldım. Yaşım ilerledikçe de kategorim yükselerek milli formayı giymeyi sürdürdüm.

Milli Takım formasını giymek bazı oyuncuların performansını da yükseltiyor. Senin için de böyle bir durum söz konusu mu?
Elbette. Göğsünüzde ay-yıldızı taşıyorsunuz. Türkiye'de milyonlarca genç var ve onların arasında bu formayı giymek size nasip oluyor. Bunun bilincine varmak sizi daha çok motive ediyor tabii. Önümüzde Avrupa Şampiyonası elemeleri var. Grupta Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Liechtenstein ve Ermenistan'la mücadele edeceğiz. Bu gruptan birinci sırada çıkmak istiyoruz. Gruptaki tüm rakiplerimizden daha iyi takımız. Bugüne kadar uluslararası alanda çok maça çıktım ve iddia ediyorum ki bizden daha yeteneklisi yok.

Gençler yeterli şansı bulamıyor

Yetenek konusu tamam da başarıda istikrar sağlamak meselesinde sanki biraz zorlanıyoruz. Bunun sebebi ne sence?

Avrupa Şampiyonu olan takımın oyuncuları kulüp takımlarında yeterince oynama fırsatı bulamıyor. Mesela biz Avrupa Şampiyonu olduktan sonra Nuri Şahin, Dortmund'un A takımında oynamaya başladı. Biz de oynamayı bekliyorduk ama aynı fırsatı bulamadık. Halbuki Avrupa Şampiyonu olduğumuz dönemde sürekli Avrupa takımlarından transfer teklifleri alıyorduk ve bundan büyük gurur duyuyorduk. Türkiye'ye döndüğümüzde ise oynama şansı bulamadık ve PAF takımına döndük. Tabii büyük takımların sürekli büyük hedefleri var genç futbolculara da banko şans tanıyamıyorlar.

O zaman senin yaptığın gibi oynayabileceğin bir takıma gitmek mi işin doğrusu?
Galatasaray'da kalsaydım bugün belki Ümit Milli Takım'da olamayacaktım. Genç oyuncu takımında oynayamayacağını hissediyorsa mutlaka oynayabileceği bir takıma gitmeli. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta gidilecek takımın çok iyi seçilmesi gereklidir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Şampiyon coştu


Fenerbahçeli oyuncular, Cansu - Tümer Metin çiftinin verdiği özel davette doyasıya eğlendiler, gece boyunca dans pistinden inmediler...
     

       Ligin bitmesine iki hafta kala şampiyonluğunu ilan eden Fenerbahçeli futbolcular, cumartesi günü Galatasaray ile yapacakları derbi maçından önce Cansu - Tümer Metin çiftinin, özel davetine katılıp, doyasıya eğlendiler.
      Cansu - Tümer Metin çiftinin çarşamba akşamı Al Jamal'daki davetine Fenerbahçeli futbolculardan Tuncay Şanlı, Uğur Boral, Mehmet Aurelio, Can Arat, Önder Turacı, Volkan Demirel, Semih Şentürk, Can Arat, Olcan Adın, Kemal Aslan ve Serdar Kulbilge katıldı. Al Jamal'ın VIP Bölümünü kapatan Metin çiftinin davetlilerinin, yemek boyunca alkol almaması dikkat çekti.
      Davette Lübnan yemeklerini tercih eden futbolcular, sarı lacivert renkteki tüller eşliğinde dans eden oryantallere eşlik etmeyi de ihmal etmedi. Al Jamal'ın DJ'i Fenerbahçe 100. Yıl Marşı'nı çalınca futbolcular ve diğer davetliler marşa hep bir ağızdan eşlik etti.
    


Yorum (yok) Yorum yaz!

Teşvik primi aldım.Çatır çatır yedim.

Eski milli futbolcu Tanju Çolak, kendisinin iki üç defa teşvik primi aldığını belirterek, ''Daha doğrusu takım olarak aldık'' dedi.
      Bir dönem Samsunspor, Fenerbahçe ve Galatasaray takımlarında forma giyen ve gol krallığı başarıları olan Tanju, Futbol Extra dergisinin mayıs ayı sayısında yer alan açıklamasında, hiçbir futbolcunun kendisine göre maç satmayacağını ifade ederek, ''Sadece teşvik primiyle karşı takımı yenmesi için para alır. Teşvik priminden dolayı hiçbir yerim sızlamıyor, parayı çatır çatır yedik. Türkiye'de hatır şikesi var. Sadece teşvik primiyle karşı takımı yenmesi için para alır, ben öyle düşünüyorum. Ben hiçbir futbolcunun maçı satmak için para aldığını görmedim, duymadım'' diye konuştu.
      Çolak, Türkiye'de artık hakem bağlamanın zor olduğunu vurgulayarak, ''Eskiden bağlanırmış, ama şimdi zor. Hele bugünlerde televizyonun girmediği yer yok, her şey göz önünde'' dedi.
     
     SAMSUNSPOR-FENERBAHÇE MAÇI
      Samsunspor ile Fenerbahçe arasında geçmiş dönemde yapılan maçla ilgili ortaya atılan iddialar konusunda açıklamalarda bulunan eski milli futbolcu, ''Hem Fenerbahçe'den, hem de Galatasaray'dan büyük miktarda para gittiğini net olarak duydum'' dedi.
      Tanju, Samsunspor-Fenerbahçe maçında bir şeyler yaşandığının gerçek olduğunu öne sürerek, şunları söyledi:
      ''Beni maçtan bir hafta önce bir futbolcu aradı, 'Beni biri aradı, uçağı yolluyorum gel dedi' diye konuştu. Ben de sözünü ettiği kişiyi aradım ve 'Böyle böyle bir şey var, bu çocuk korkmuş, haberiniz olsun' dedim. Bunun haricinde en ufak noktam yoktur. Varsa, kendimi Taksim meydanına asmaya da hazırım.''
     
     MİLLİ TAKIM KONUSU
      Tanju Çolak, Rıdvan Dilmen'in ve kendisinin olmadığı milli takımın ''Rüya takım'' olamayacağını savundu.
      Eski gol kralı, milli takım ekibinin içinde Rıdvan Dilmen'in de olduğunu, ancak gece yarısı operasyonuyla değiştirildiğini ileri sürdü.
      Milli takımın herkesin alın teriyle hak ettiği bir yer olmadığını vurgulayan Tanju, şöyle konuştu:
      ''Torpillerin, amca, ağabey, dayı ilişkilerinin var olduğu bir müessese. Ha, bu sadece Milli Takım'a özgü bir durum da değil. Kulüp takımlarımızda da durum böyle. İlişkiler çok önemli. Başarı falan hiç önemsenmiyor. Herkese veriyorlar okkayla, bize veriyorlar cukkayla. Gündüz Tekin Onay bana tutup 7 milyar maaş göstermesini biliyor, ama Ümit Milli Takım'a gelecek oğlunun arkadaşı için 'Bunu Fatih Hocayla konuşmalı. O 25 milyardan aşağı gelmez' diyor. Bana 7 milyarı öneren Gündüz Tekin Onay, iş oğlunun arkadaşına gelince '25'ten aşağıya gelmez, Fatih Hocayla konuşmak lazım' diyebiliyor.'' Tanju, milli takım antrenörlerinden Metin Tekin'in iyi arkadaşı olduğunu anlatarak, ''Sonra selam verdirilmedi ona. Yazıklar olsun Metin'e diyorum ve çok üzülüyorum. İçlerine almadılar beni. Orada Fatih Terim'in ekibi diğerlerini dışlamış vaziyette. Bu tavır sadece bana karşı değildi'' diye konuştu.
    

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ronaldinho için bir ilk!

Nike, futboldaki ilk imzalı koleksiyonunu Brezilya Milli Takımı ve Barcelona'nın yıldız oyuncusu Ronaldinho için hazırladı. Hem futbol sahasında hem de dışarıda giyilebilen bu ürünler Ronaldinho'nun da katılımıyla tasarlandı.

..::RONALDINHO'YA ÖZEL::.
Nike, en çok sevilen futbolcularından biri olan Ronaldinho şerefine bir koleksiyon tasarladı. Ronaldinho’yu hem futbol sahasında hem de futbol sahasının dışında onurlandıracak olan bu koleksiyon Nike ve futbolcunun uzun süredir birlikte çalışmasının bir sonucu. Nike, Ronaldinho’nın yaşam tarzını daha iyi anlamak, onu daha yakından tanımak, nasıl futbol oynadığını daha da iyi öğrenmek için futbolcuyla birlikte çalışarak Ronaldinho’nun beklentilerine göre ürünler geliştirdi.

Bu koleksiyonla Ronaldinho; Michael Jordan, Tiger Woods ve LeBron James gibi sporcuların arasına katıldı. Artık sambacı futbolcunun da Nike tarafından üretilen ve kendi imzasını taşıyan bir koleksiyonu var.

Nike’ın futboldaki ilk imzalı koleksiyonu olma özelliğini taşıyan 10R koleksiyonunda yeni bir krampon yer alıyor. Tiempo Ronaldinho adını taşıyan bu krampon hem sahada hem de saha dışında giyilebiliyor.

Ronaldinho, yeni Tiempo Ronaldinho kramponunu yaratmak için, salon futbolu oynadığı günlere ve şimdiki futbol oynayış tarzına ilişkin bilgiler verdi. Böylece klasik tasarımın ve zanaatkârlığın yumuşak bir deri, üstün performansa dayanıklı bir taban ve ayağın topla buluştuğu noktanın güçlendirilmesiyle birleştirildiği bir krampon yaratılmış oldu.

Nike ayakkabı tasarımcısı Tom Minami ile Ronaldinho’nun oturup konuşması tasarımın ortaya çıkmasında büyük rol oynadı. Ailesine, müziğe ve neşeye tutkuyla bağlı oluşu, koleksiyona grafik olarak üç temsili renkle yansıtıldı. Bu renkler Ronaldhino’nun sahada giydiği formanın numarası olan altın sarısı ‘10’u ve stilize edilmiş olan ‘R’ harfi ikonografisini çevreliyor.”

.::RONALDINHO'NUN TIEMPO'SU BU YAZ BEYAZA BÜRÜNÜYOR::.
Barcelona futbol takımının yıldız oyuncusu Ronaldinho’nun, kendine has kişiliğini ve oyun stilini ortaya koymak amacıyla tasarlanan Nike Tiempo Ronaldinho kramponu yenilendi. İlk olarak 2006 yılının Kasım ayında siyah renk seçeneğiyle piyasaya sunulan Tiempo, 2007 yazında yaz mevsiminin ruhuna yakışır bir renk alarak, beyaza bürünüyor.

Dünyanın dört bir yanındaki Ronaldinho hayranları, onun, Brezilya’nın Porto Alegre şehrindeki futsal salonlarından uluslararası stadyumlara geçiş öyküsüne tanıklık ettiler. Ronaldinho, 2002 yılında Dünya Kupası'nı kazandı ve Avrupa’da yılın En İyi Futbolcusu seçildi. 2004 ve 2005’te, FIFA tarafından Yılın En İyi Oyuncusu ve bir kez daha Avrupa’da Yılın Oyuncusu seçildi. Ayrıca, aynı dönemde FC Barcelona takımı ile birlikte Şampiyonlar Ligi ve La Liga şampiyonluklarını da tattı.

Ronaldinho’nun hem saha içerisindeki hem de saha dışındaki bu başarılarını ödüllendirmek isteyen Nike, Ronaldinho ile birlikte çalışarak, tasarımıyla, onun hayatına, kişiliğine, kendine has oyun stiline atıflarda bulunan bir krampon yarattı.

Ronaldinho bu kramponun tasarım aşamasında, kendi oyun stilini şöyle anlatmıştı: “Benim oyun stilimde top kontrolü çok önemli; çünkü çok fazla dribbling yapıyorum, çok fazla pas veriyorum ve aynı zamanda çok sayıda serbest vuruş gerçekleştiriyorum.”

“Futsal oynarken, topu daha farklı kullanırsınız. Top, daha uzun sure ayağınızın altında olmak durumundadır. Ayrıca, çok daha hızlı ve kontrollü dribblingler yaparsınız. Ben futbolu işte bu şekilde öğrendim. Bu stil benim kanıma işledi ve bugün de hala aynı oyun stiliyle futbol oynuyorum.”

Ronaldinho’nun tüm bu söylediklerinden yola çıkan Nike, sonuçta ortaya Tiempo’yu çıkardı. Klasik konstrüksiyon ile usta bir işçiliğin ürünü olan Tiempo’da kullanılan yumuşak deri ve ayağın topla buluştuğu bölgedeki özel geniş yapı dikkat çekiyor. Ayrıca, yüksek performans sağlayan dış tabanı ve dış tabandaki çiviler, dribbling hareketleri sırasında veya top sürerken Ronaldinho’nun top kontrolünü arttırıyor.

Ronaldinho’nun ailesine, müziğe ve neşeye olan tutkusu ise ayakkabının üzerindeki üç ayrı renkten oluşan grafik desende hayat buluyor. Bu desendeki sarı renk, aileyi, güneşi, Brezilya’yı ve evi; turuncu renk, sambayı, baharatları ve yiyecekleri; kırmızı ise Ronaldinho’nun tutkularını ve neşeli tavırlarını simgeliyor. Bu renkler, Ronaldinho’nun sırt numarası olan altın renkli ‘10’ sayısını ve ‘R’ harfini çevreliyor.

Kramponları, hem sahada hem saha dışında giyilebilen giysileri ve yeni aksesuarları içeren Ronaldinho koleksiyonu, Nike tarafından bir futbolcu için tasarlanan ilk koleksiyon. Bu koleksiyonla birlikte Ronaldinho da, Nike imzalı ürünlerin sahibi olan Michael Jordan, Tiger Woods ve LeBron James gibi efsane sporcular arasındaki yerini almış oldu.

Tiempo Ronaldinho ayakkabı, Nisan ayında 246 YTL satış fiyatıyla Nike mağazalarında yerini alacak.

Ajansspor

Yorum (yok) Yorum yaz!


Get Your Own Chat Box! Go Large!